Kişisel Gelişim

Kitap Yorumu: Honoré de Balzac – Goriot Baba

Yepyeni bir kitap inceleme yazısından herkese merhabalar.

Uzun zamandır, bloğumda kitap inceleme yazısı paylaşmıyordum. Geçtiğimiz ay, Trabzon’daydım. Ben ne zaman Trabzon’a gitsem, kitap okuma hızım yavaşlıyor. Gezmekten, sahile inmekten kitap okumaya zaman gelmiyor. 🙂 Ankara’da kitap okuma konusunda, kendimi daha motive hissettiğimi söyleyebilirim. Trabzon’da sevdiklerimi görünce zamanın nasıl geçtiğini inanın anlamıyorum. Bu yüzden, daha az kitap okuduğumu fark ettim ben de.

Hal böyle olunca, Goriot Baba romanını da, biraz geç bitirdim. Bununla beraber, roman gerek üslubu gerek konusu sebebiyle, bana göre biraz ağır ilerledi. Sürükleyici bir roman değil maalesef. Buna rağmen, başladığım kitabı bitirme konusunda inatçı olduğumdan, sonunda bu kitabı bitirdim.

Balzac’ın; ”Otuzunda Kadın” ve ”Vadideki Zambak” adlı romanlarını, keyifle okumuştum. Fakat ”Goriot Baba” en az keyif aldığım romanı oldu.

Goriot Baba; bir karakter romanı. Romanda; hayatını kızlarına adayan, çocuklarını çok seven, onlar için fedakar davranan ve servetinin çoğunu çocukları için harcayan bir baba figürü var. Goriot Baba; saf, iyi kalpli ve çocukları için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan bir baba olsa da maalesef kızları onun kıymetini bilmiyor. Servetinin çoğunu, kızlarının iyi bir evlilik yapması için harcayan Goriot Baba’ya, kızları hak ettiği sevgiyi vermedikleri gibi damatları da onu istemiyor. Goriot Baba bu yüzden, maddi olarak kötü olduğu bir dönemde, pansiyona yerleşmek zorunda kalıyor. Öldüğünde ise kızları cenazesine dahi gitmiyor.

Romandan çıkardığım dersler ve eleştirilerim:

  • Goriot Baba, fedakar yönünü sevdiğim bir baba karakteri olsa da kızlarının evlilikleri konusunda, keşke biraz daha sesini çıkarabilen ve onlara doğru yolu gösterebilen bir baba olsaydı. Kimse çocuklarının kötü bir evlilik yapmasını istemez ve evlilikler kötü gittiğinde de, üzülen ilk aile olur. Goriot Baba da, kızlarının evliliği kötü gittiğinde, elinden bir şey gelmeyince, kendini kötü hissetmişti. Dolayısıyla bana göre, gerçek hayatta da, aileler çocuklarının eş seçiminde etken rol oynamalı. Çünkü seven birinin fark edemediği durumları, aileler dışarıdan bir göz olarak fark edebilir.
  • Romanda aile kavramının değeri, okuyucuya başarılı bir şekilde hissettirilmiş. ”Kimsenin sizi aileniz gibi sevemeyeceği, kol kanat geremeyeceği, siz değerini bilmeseniz bile, aile desteğinin her koşulda yanınızda olduğu” vurgusu yapılmış. Ben bu kitabı okurken, ailenin ne kadar kıymetli olduğunu, insanı ayakta tutan en önemli varlığın aile olduğunu bir kez daha anladım.

Kitaptan altını çizdiğim ve beğendiğim alıntılar:

  • Eğer başarılı olmak istiyorsanız öncelikle duygularınızı bu kadar açık söylemeyin.
  • Kalbinizi kime açacağınızı bilmeden teslim etmeyiniz.
  • Hep veya hiç! İşte benim felsefem.
  • Ön yargılı fikirlerden sıyrılmak, yüksek ruhlu her insanın görevidir.

Ebru Bektaşoğlu

 
 
 
       

Facebook Yorumları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.